İstediğiniz Ayda Hamile Kalmak İçin Yapılması Gerekenler
Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Ama "Artık bebek sahibi olmanın zamanı geldi diyorsanız fazla vakit kaybetmeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir'in önerilerine kulak verin.
Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarfedildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın.
İdeal yaşta mısınız?
Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar.
Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor.
Hamilelik öncesi hazırlık çok önemli
Prekonsepsiyon dönemi olarak adlandırılan döllenme öncesi hazırlık döneminin son derece önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir, bu dönemin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için anne adayının gebeliğin 2-3 ay öncesinden başlayarak bu 9 aylık döneme hazırlanması gerektiğini vurguluyor: "Döllenme ve döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır. Dolayısıyla gebeliğin organların oluştuğu bu ilk dönemi çok önemli."
Yumurtlama döneminizi tespit edin
Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yu-murtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor.
Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor.
Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi.
Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor.
Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır?
Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.
Test yaptırabilirsiniz
Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz.
Siz yine de tedbirli olun!
İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir.
Doğum kontrol hapı kullandıysanız...
Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez.
Şansınızı artırın!
* Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.
* Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır.
* Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur,
* Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir.
* Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır.
* Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutun-masını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gös-teren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez.
* Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir.
* Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir.
* Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler.
Kaynak: Eltern Bebek Dergisi
Anne sevgisinin nedeni genlerde gizli
Ne içgüdü, ne de hormonlar… Anne sevgisinin dozu ve şiddeti genlerle ilintili. Prof. Dr. Osman Demirhan, anne sevgisini baba sevgisinden farklı olmasını ve bazı annelerin bebeklerini reddetmesini benzer genetik faktörlere bağlıyor.ADANA - Çukurova Üniversitesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Demirhan, annenin vücudunda bebeğe ait kök hücrelerin bulunduğunu ve annenin çocuğuna olan hislerinin bu kök hücrelerin varlığı nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Demirhan, NTVMSNBC’ye anne sevgisinin kökenini anlattı.
Annenin doğurduğu çocuğun kök hücrelerini 27 yıl gibi çok uzun bir süre taşımaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Osman Demirhan, şunları söyledi:
“Bebeğin kök hücreleri annenin beyninde nöron, kalbinde hücre ve kalp dokusu oluyor. Yani anne doğurduğu çocuğun kök hücrelerini çok uzun bir süre içinde yaşatıyor. Aynı durum babalarda söz konusu değil. Bu nedenle annenin sevgisi, babanın sevgisinden çok daha güçlü.”
DOĞUM ANNEYİ YENİLİYOR
“Kadın doğum uzmanları sürekli bebeğin anneyi yenilediğini belirtirler. Anne mutlaka doğum öncesi ve sonrası bebeğini korumak ve yetiştirmek için sağlam kalmak zorunda. Annelik duygusunun devam edebilmesi için annenin dokularının yenilenmesi gerekiyor. Bu yenilenme annede bulunan bebeğin kök hücreleri aracılığıyla oluyor. Kök hücreler zedelenmeleri onaran ana hücrelerdir, onarım ihtiyacına göre gereken hücreye dönüşürler.”
Annede doğurduğu çocuğun kök hücrelerini araştıran Prof. Dr. Demirhan, “Bu kök hücreleri bulabilirsem annedeki şefkat ve sevgi duygusunun, babadan farklı olarak genetik birliktelikle ilişkili oluğunu kanıtlayacağım” dedi.
ÇOCUĞUNU SEVEMEYEN ANNELER VAR
Prof. Dr. Demirhan şöyle devam etti: “Dünyaya getirdiği çocuğunu sevemeyen, hatta nefret eden anneler var. Böyle bir anneye doku testi uyguladık. Bütün dokulardan örnekler alarak DNA’larını karşılaştırdık. Annenin kimerik olduğu, yani kimerizm gösterdiği ortaya çıktı. Kimerizm, döllenmiş iki yumurtanın birleşmesi ve ikiz yerine tek bebeğin doğması sonucu ortaya çıkıyor. İki yumurta birbirine temas ediyor, yumurta zarları eriyor ve iki yumurta birleşip tek bir beden içerisinde farklı DNA ve farklı iki ikize ait olan organ ve dokuları bulunduruyor.”
GENETİK YAKINLIK UZAKLAŞTIKÇA SEVGİ AZALIYOR
“Bu durum sonucunda dünyaya gelen bebek kadının doğmayan ikizinin DNA’sını taşıyabiliyor. Dolayısıyla anne doğurduğu çocuğun biyolojik annesi olabiliyor ama gerçek genetik annesi olmuyor. O bebek ikinci ikizine ait olan yumurtalıkta geliştiği için anne onu reddediyor. Genetik birliktelik ve birebirlik olmuyor; yani genetik yakınlık uzaklaştıkça sevginin dozu azalıyor.”
TÜP BEBEKLERDE RASTLANABİLİR
“Hermafrodit cinsiyet bozukluğu olan bazı insanlarda da bu durum söz konusu. Özellikle tüp bebek olaylarında çok karşılaşıyoruz. Son yıllarda yaygınlaşan tüp bebek uygulamaları da ileride kimerizm vakalarında artışa yol açabilir, çünkü tüp bebek uygulamasında, iki embriyonun aynı anda döllenme olasılığı çok fazla.”
PSİKİYATRİK VAKA DEĞİL
“Bu durum ilk bakışta psikiyatrik vaka olarak düşünülüyor. Kesinlikle hepsi psikiyatrik vaka değil. Hamilelik sırasında annenin geçirdiği ya da doğum sırasında çocuğunun karışması gibi çeşitli travmalara bağlı olarak değil, kısacası reddetme duygusu değil.
Şöyle bir gerçek var ki: Bu durum hem anne için, hem de bebek için zor ve her ikisinde de ruhsal sorunlara yol açıyor. Anne kendine sürekli ‘Neden sevemiyorum?’ sorusunu sorarken, çocuk da sevilmediğini hissederek anneden uzaklaşıyor.
Bu tür annlerin mutlaka genetik analizleri yapılarak kimerik olup olmadıklarının ortaya çıkarılması gerekiyor. Daha sonra psikiyatrik tedavi almaları gerekiyor. Kimerik annelere ücretsiz danışmanlık veriyoruz Sonuç olarak anne bunu kabullenerek, çocuğuna ısınabiliyor ve ömür boyu depresyon ilaçları kullanmak zorunda kalmıyor.”
BABA 23 KROMOZOMU VERİP GERİ ÇEKİLİR
“İnsanlar bütün X kromozomunu anneden alır. X yani dişilik kromozomunun, erkeklik kromozomunun 3 katı büyüklüğünde olduğu ve içinde 3000-4000 tane genin varlığı tahmin ediliyor. Baba ise 23 kromozomunu verip geri çekiliyor.
Erkeklik kromozomu sadece cinsiyeti belirliyor. X kromozomu ise sadece dişilik genini değil, aynı zamanda diğer vücut özelliklerimizi kontrol eden genleri taşıyor.
Bununla birlikte biz bütün mitokondrial DNA’mızı anneden alıyoruz. Mitokondrial DNA’ya bağlı özellikle nörolojik hastalıklar ön planda ve o mitokondrial DNA’yı babadan değil, tamamen anneden alıyoruz.”
GENETİK MİRASIMIZIN AĞIRLIĞI ANNEDEN
“Ayrıca annenin yumurta stoplazmasının içindeki faktörleri de kullanıyoruz ve genetik faktörler o stoplazma içinde... Yani yumurta stoplazmasının içeriği, mitokondrial DNA ve X kromozomu anne kaynaklı olduğu için genetik mirasımızın çoğunu anneden almış oluyoruz.
Dolayısıyla X’e bağlı zeka durumları da anneden kaynaklanıyor. Genetik mirasın ağırlığında babadan çok anne baskın rol oynuyor.”
0 - 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:
0 - 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:
Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanılır. Bebeğinizi hastalıklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağının kurulması kolaylaşır, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlıklı kalması mümkün olur.
Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara, alerjik rahatsızlıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. Bu nedenle;
İlk 4 ay bebeğinizi tek başına anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.
Bebeğinizin yalnızca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybına yol açan hastalık halleri dışında ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.
İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir. Bebeğinizi istedikçe ve sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız. Anne sütünün artmasını sağlamak için sık emzirme birinci koşuldur. Bebeğinizin emmediği durumlarda, göğsünüzde süt birikimi söz konusu olduğunda tırle adı verilen pompalarla boşaltma işlemi yapabilirsiniz. Bu pompalar hemen her eczaneden kolaylıkla temin edilebilmektedir.
Tüm annelerin sütü yararlıdır. Başlangıçta oldukça koyu olan sütünüz zamanla sulu bir hal alır; bu, anne sütünün genel özelliğidir ve tamamen doğal bir durumdur. Benim sütüm bebeğime yaramıyor gibi sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için özeldir.
Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir, bu durum bazen yanlışlıkla ishal olarak değerlendirilir. Oysaki altın sarısı renkte, kötü kokmayan, sulu, günde 7 - 8 kereye kadar olabilen bu dışkı tamamen normaldir. Yine aynı özellikleri taşıyan ama 3 günde bir bol miktarda yapılan kaka da normal kabul edilir. Ancak dışkı çok sert ise nedeni araştırılmalıdır.
Göğüs uçlarında meydana gelen çatlaklar genel kanının aksine, temizlikteki yetersizlikten değil, uygun emzirme pozisyonunun ve tekniğinin sağlanamamasından ileri gelir. Bebek, memenin sadece ucunu değil renkli kısmın önemli bir bölümünü bir ağız dolusu almalı, çene ucu meme cildine temas eder vaziyette ve alt dudak dışa kıvrılmış olmalıdır. Bu şekilde bebeğin yanaklarında şişlik oluşur ve yutkunarak annesinin sütünü aldığı kolayca fark edilir. Eğer çatlak meydana gelmişse doğru pozisyonda ve uygun emzirme tekniğiyle sorun kısa sürede halledilir. Beslenme sonrası bir miktar anne sütünün çatlak bölgelere sürülerek kurutulmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.
Emziren anneler her zaman bol ve pamukludan yapılma sutyen giymelidirler.
Anne sütünün yetmediği inancıyla doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde ortalama 6 kez beslenebilen, bezini günde 6 defa ıslatan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir. Kaka sayısı beslenmenin değerlendirilmesinde güvenilir bir işaret değildir.
Anne sütünün yeterliliği en iyi çocuğun gereken tartıyı almasıyla anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine getiriniz.
Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra, kaynatılarak steril edilmiş şişelerde oda sıcaklığında 8 saat, buzdolabında 24 saat ve buzlukta dondurarak 6 ay saklayabilirler. Bu amaçla saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.
Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemesi tavsiye edilir.
Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenle annelerin; günde 2 litre (10 su bardağı) kadar sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto çorbalar, vb.) almaları önerilir.
Günlük beslenmede en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et ve bir adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne sütü verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.
http://www.nuhoglu.com/
Bebeğin Bezini Değiştirirken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Yaşamının ilk birkaç haftasında, bebeğinizin altını sık sık değiştirmeniz gerekecektir. İdrar torbası küçük olduğu için altını çok sık ıslatacaktır. Bu nedenle en azından her öğün sonrasında, sabahları uyandığında, gece uyumadan önce ve gece beslenmesinden sonra altını değiştirmeniz gerekir. Bebeğinizin altı her ıslandığında ve kirlendiğinde, derhal değiştirmeniz, bebeğin cildinin zarar görmesini önler.
Altını çok sık değiştireceğinizden dolayı bu işi onun için eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Bebeğin başının üstünde asılı hareketli bir oyuncak, yanındaki ayıcık ya da duvarlara yapıştırılmış renkli resimler ilgisini başka yönlere çekerek siz altını değiştirirken rahat durmasını sağlayacaktır. Altını yüksek bir yerde değiştiriyorsanız, kısa bir süre için bile arkanızı dönmemelisiniz, ani bir dönüş yaparak düşebilir.
Aylar geçtikçe bebeğin altını değiştirmeniz daha seyrekleşecek, iki yaşına gelmeden çişinin geldiğini anlayabilecek durumda olacaktır.
Bebeğinizin dışkısı aldığı gıdalara göre değişir. Bebeğinizin bezini açtığınızda aşağıdakilerle karşılaşabilirsiniz:
| Yeşilimsi siyah, yapışkan, katransı dışkı: Mekonyum denilen bu dışkıyı yalnızca ilk iki üç günde görebilirsiniz.Sindirim başlamadan önce atılır. Yeşilimsi kahverengi ya da açık yeşil renkli, topaklar içeren yarı sıvı dışkı: Sindirim sisteminin beslenmeyle uyumunu gösteren geçiş kakasıdır ve ilk haftada gözlenir. Sarı renkli, hardalsı, içinde süt kesikleri olan sulu dışkı: Anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkısıdır. Açık kahverengi, katı, kokulu dışkı: Bebeğin mamayla beslenmesinde görülen dışkıdır. Yeşil renkli dışkı: Genel olarak normaldir, ancak günlerce devam etmesi bebeğinizin yetersiz beslendiğine işarettir. Eğer bebeğinizin dışkısı çok sulu ve kokuluysa, bebeğiniz kusuyor ise ve iştahı azalmış ise, veya bezinde kan var ise bir doktora başvurmanız gerekir. |
1 ) Bebeğinizin altını değiştirirken hijyen çok önemlidir. Önce geniş bir yüzey üzerine pamuklu bir kumaş ya da temiz bir havlu serin. Daha sonra altını silmek için temiz bez, kağıt havlu, ıslak mendil, merhem gibi kullanacağınız malzemeleri hazırlayın. Sonra ellerinizi mutlaka yıkayıp kurulayın ve bebeğinizi serdiğiniz örtünün üzerine yatırın. Gözünüzü bebeğinizden ayırmayın. Kirli bezi yanlardaki bantları açarak çıkardıktan sonra ıslak pamuk, mendil ya da bezle altını iyice silin ve kurulayın. Tahriş olmuşsa merhem ya da pudra sürebilirsiniz. Yeni bezi koymak için bir elinizle bebeğinizin ayak bileklerini tutup poposunu havaya kaldırın ve bezi altına yerleştirin.
2 ) Bacaklarını aşağıya indirin ve bezi bacaklarının arasından geçirerek beline kadar çekin. Erkek çocukların karnını ıslatmaması için penisini aşağıya doğru indirin.
3 ) Bezi karnının üzerinde düzleyin ve arka kenarını belinin ortasına getirin, yapışkan bandı açın ve yapıştırın. Bezin çok sıkı olmayacak şekilde üzerine oturduğundan emin olduktan sonra diğer kenarı da aynı şekilde yapıştırın. Eliniz kremliyse, bantlara dokunmadan önce elinizi silin, üzerinde krem olursa bantlar yapışmaz.
Hamilelikle ilgili 8 önemli soru ve cevapları
Bebek yoldaysa heyecanlı
bir dönem başlar. Sadece bedeniniz değil aynı zamanda günlük hayattaki olaylara
bakış açınız da değişir. Bununla birlikte hamilelik ve doğum ile ilgili olarak
kafanızda birçok soru oluşur. Bunlardan en önemlilerini sizin için derledik.
1.
Ultason çocuk için zararlı mı?
Uzmanlar
ultrasonun çocuklar için yüzde yüz zararsız olduğunu iddia etmiyor. Bundan
dolayı bu yöntem bebeği seyretmek için bir gösteriye dönüşmemeli. Aksine sadece
gelişimini takip etmek için kullanılmalı. Sorunsuz geçen bir hamilelikte üç kez
kapsamlı ultrason
muayenesi yapılır. Bunlar 9. - 12. hafta, 19. - 22. hafta ve
29. - 32. hafta arasında yapılabilir.
2. Araba
yolculuğunda nelere dikkat edilmeli?
Uzun
süren yolculuklarda sık sık mola vermeye çalışın. Tuvalet ihtiyacınızı düzenli
olarak giderin. Kollarınızı ve bacaklarınızı molalar esnasında hareket ettirin.
En iyisi kısa bir yürüyüş yapmak. Yeteri miktarda sıvı almaya gayret edin.
Emniyet kemerinin alt bölümü karnınızın alt kısımını sarmalı. Böylece olası bir
kaza anında karnınız baskı görmemiş olur. Bebek için endişelenmenize gerek yok.
Çünkü plasenta ona gereken korumayı sağlayacaktır.
3. Hangi
gıdaları kesmeliyim?
Belli
başlı birkaç yiyecek özellikle toksoplazmayı artırtıklarından mutlaka dikkatli
tüketilmeli veya tamamıyla mönüden çıkarılmalı. Bunların başında çiğ kırmızı et
(çiğköfte), çiğ yumurta ve çiğ süt ürünleri geliyor. Salatayı daima çok iyi
yıkayın. Mümkün olduğunca çiğer tüketmeyin. Her gebenin kişisel durumundan
kaynaklanan farklılıkları vardır. Bundan dolayı doktorunuza hangi besinleri
tüketbileceğiniz ve hangilerinden vazgeçmek zorunda olduğunuzu mutlaka danışın.
4. Hangi
rahatsızlıklarla karşılaşabilirim?
Hormonlarınızın değişmesi bedeninizde bazı farklılıklara yol açabilir. Bunlardan
başında gelenler::
Yorgunluk: Progesteron rahmi rahatlatırken aynı zamanda yorgunluğa neden
olabilir. Bu nedenle özellikle hamileliğin ilk aylardında kendinizi sıkça yorgun
hissedebilirsiniz. En iyi çözüm ise dinlenmek ve uyumak.
MMide
yanması: Gebeliğin son aylarında bebek mideye baskı uygular. Buna bağlı olarak
mide asidi yükselir ve ağzınızda veya gezinizdeki acı tad oluşur (Reflü). Böyle
bir durumda su ya da süt içebilirsiniz. Kahve ve şekerli gıdalardan kaçının.
Kabızlık: En kolay çare bolca doğal gıdalarda saklı. Kepekli besinler veya
bağırsaklarınızı çalıştıracak seçenekler tüketin. Bolca sıvı alın ve hareket
edin. Müshil ilacı kullanmayın.
Sık
idrara çıkma: Çevrenizde bulunan tüm umumi tuvaletleri ezberlediğiyseniz duruma
şaşırmayın. Dolaşım sisteminizdeki hızlanma böbreklere de yansıdığından ihtiyaç
giderme sayınızda artacak. Bebeğin baskısının da etkisi var. Durum size sıkıcı
gelse de herhangi bir zararı yok.
Bulantı:
Hormonların değişmesine bağlı olarak mide bulantıları geçirebilirsiniz. Özelikle
sabahları karşılaşacağınız bu rahatsızlık gün boyu sürmez. Mümkün olduğunca
hafif atlatmak için hemen yataktan kalkmayın ve çay için.
5. İki
kişilik mi yemeliyim?
Hamilelik boyunca 6 ila 20 kilo almak normal sınırlar içinde sayılabilir. Dokuz
ay boyunca enerji ihtiyacınız çok yüksek olacak. İlk üç ayda günde 2400 kalori
sizin için yeterli olacak. Zaten bir gebenin bu kadar kalori tüketmesine izin
var. İkinci üç ayda günde 2600 son üç ayda ise günde 2800 kalori
tüketebilirsiniz. Bedeninizin bu dönemde yüksek miktarda vitamin ve minerale
ihtiyacı var. Albümin (kırmızı et, balık, süt ürünleri, patates, kepekli
ürünler) hücre yapımında faydalı. Bundan dolayı normal ihtiyacın iki katını
almak gerekli. Kalsiyum (günde yarım litre süt, süt ürünleri) bebeğin kemik ve
diş oluşumu için çok önemli. Demir (kırmızı et, kepekli ekmek, yeşil sebzeler)
kan yapımını destekler. Vitaminler (meyve, sebze, kepekli ve sütlü ürünler)
dolaşımı harekete geçirir. Tatlı su balığı ve iyotlu tuz iyot eksikliğin
giderir.
6.
Çatlaklar oluşmak zorunda mı?
Bu
tamamıyla cildinizin yapısına bağlı. Ama kadınların yüzde 70'inden fazlası
gebelikte çatlaklarla karşılaşıyor. Buna şaşmamak gerekiyor çünkü karnın çapı 50
- 60 cm kadar büyüyor ve bu durum cildiniz için ağır bir yük. Liflerin maksimum
esnemesi gerekiyor ve cildiniz zayıfsa yırtılabilirler. Her ne kadar çatlakların
rengi hamileliğin ardından soluklaşsa da izleri hep kalır. Gebeliğin 18.
haftasından itibaren karnınıza buğday özlü yağlarla masaj yapmak size yardımcı
olabilir.
7. İlk
defa ne zaman hareket edecek?
Hamileliğin belki de en heyecanlı anı bebeğinizin ilk tekmesini atması. İlk
hamilelikte genelde 20. haftada ilk hareketler hissedilebilir. Deneyimli anneler
ve ikiz bekleyenler 18. haftadan itibaren heyecanlanmaya başlayabilirler.
8.
Doğumun başladığını nereden anlayabilirim?
En
önemli belirtileri sancıların başlaması veya suyun gelmesi. Böyle bir durumda
derhal hastaneye başvurun. Bazı kadınlarda günler öncesinden akıntı başlar.
Bazılarında huzursuzluk veya ishal görülüyor.
http://www.tupbebek.com