Mikrodalga fırınlar hasta ediyor
Yiyecekleri ısıtmak için kullanılan mikrodalga fırınlar, hasta ediyor!
Amerikan medyasının saygın gazetelerinden Washington Times'ta yer alan haberde verilen mesaj ilk etapta algılaması biraz güçmüş gibi görünse de aslında durum oldukça basit. Mikrodalgada uygun biçimde ısıtılmayan veya pişirilmeyen dondurulmuş gıdalar birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
ABD'nin çeşitli eyaletlerinde 32 kişinin mikrodalgada hazırlanmış dondurulmuş tavuktan zehirlenmiş olması kamuoyunda bir kuşku yarattı ve resmi yetkililerden de tüketicilere dikkatl, olunması kunusunda ciddi bir uyarı geldi.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Kansas Üniversitesi Uluslararası Gıda Birliği yöneticisi Doug Powell, 'Mikrodalgalar yiyeceği ısıtmak için uygun araçlar olsa da gıdaların pişirilmesi için pek uygun değildir.' dedi.
Mikrodalgaların yiyeceğe eşit şekilde dağılmış bir ısıyla temas etmediğini de ifade eden Doug Powell, soğuk kalan bölgelerdeki E. coli ve salmonella gibi zararlı bakterilerin yiyeceklerin üzerinde ölmediğini ifade ediyor. Bu nedenle de soğuk et ve tavuk gibi yiyeceklerde bulunan ve insan sağlığını tehdit eden bakterilerin yok olmadığını söylüyor.
Tennessee Üniversitesi Gıda Uzmanı Michael Davidson da yiyeceklerin çiğ haldeyken mikrodalgada pişirilmesini uygun bulmuyor.
Birçok insanın dondurulmuş yiyeceklerin önceden az da olsa pişirildiğini düşündüğünü belirten Davidson bu inanışın da çok yanlış olduğunu belirtiyor.
ABD genelinde bir yılda 325 binden fazla kişinin gıda zehirlenmeleri veya benzer problemlerle hastanelere başvurduğunu belirten yetkililer şu sıralar mikrodalga zehirlenmelerinden kaç kişinin hastanelere başvurduğunu araştırıyor.
Dondurulmuş gıda üreten firmalar yaptıkları açıklamalarda ürettikleri yiyeceklere sonuna kadar güvendiklerini fakat çıkan olumsuz haberlerden dolayı yine de pakletlerin üzerine yazdıkları pişirme talimatlarını yeniden revize ettiklerini belirtiyorlar.
http://www.kadinlarforumu.com/forum/saglik-haberleri-ve-sorunlari/mikrodalga-firinlar-hasta-ediyor/?topicseen
İştah Bastırmak İçin Yöntemler
Görme alanına giren çikolatalı çörekleri savuşturmaya hazır mısın?
1- Sakız çiğnemek iştahı azaltır. Öğlen yemeğinden sonra bir, iki ve üç saat aralıklarla sakız çiğnemek iştahı azlatır.
2- Diyet uygulamakta başarılı, azimli ve iradeli insanların canı asla bir şey çekmez! Yanlış. Diyet sırasında yeme içme arzusuna yenik düşen ve sonra yoluna devam edenler, kilo kaybetme konusunda daha başarılı ve istikrarlı oluyor.
3- Her gün aynı şeyleri yemek iştahı artırıyor. Her gün aynı gıdalarla beslenmek baskıyı artırarak iştahlanmaya sebep oluyor.
4- Her gün aynı gıdaları tüketirsen, canın zırt pırt bir şeyler çeker.
5- Çikolata bağımlılık yapar. Doğru. Journal of American Dietetic
Association'a göre, çikolatanın biyolojik olarak bağımlılık yaratan
bir gıda olup olmadığı kanıtlanmamış olsa da, en arzulanan yiyecek olduğu kesin.
6- Canın bir şey çekiyorsa, dikkatini başka yöne vermelisin.
Yanlış. Başka bir şeye bakman ya da koklaman daha etkili olur. Finders Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, görsel ve duyusal etkenler daha fazla işe yarıyor.
7- Kadınların daha fazla canı bişey çekiyor. Doğru. Özellikle de konu abur cubur olunca. Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kadınların kurabiye, şekerleme gibi tatlı yiyeceklere, erkeklere göre daha meraklı olduğu ortaya çıktı.
ivillage
Diyete niyetlenenlere Önemli ipuçları!
Şu dünya üzerinde halinden, ölçülerinden memnun ve zayıflamak istemeyen kaç kadın vardır acaba? Varsa da eğer katiyen tanışmak istemem! Aynen benim gibi takıntıları olan ve üzerinde fazlalık duran birkaç kiloyu asla veremeyen, iştahlı, tatlıya ve çikolataya düşkün 'şahane' kadınlar için hiçbir masraftan kaçınmadım; araştırdım. İnternetin altını üstüne getirdim ve diyete başlayanları motive etmek için bir liste oluşturdum. Kendi kurallarınız varsa ekleyin ve listeyi her zaman görebileceğiniz bir yere asın. Ha gayret, birimiz hepimiz hepimiz birimiz için...
1 Eğer yaptığız diyet sizi gerçekten aç bırakıyorsa, bir porsiyon sebze veya ekstra bir meyve yiyebilirsiniz.
2 Günde en az iki defa sebze ve meyve yemelisiniz zaten.
3 Yemek tabaklarınız ne kadar büyürse, kalçalar da o kadar büyür unutmayın.
4 Yemek yerken bir amacınız olsun ve her ne kadar lezzetli olursa olsun aklınızı kaybetmeyin; önce tadını alın, yavaşça çiğneyin, ağzınızda eritin, mideye gittiğini hissedin ve bir sonraki lokmayı o zaman ağzınıza atın.
5 Kahvaltıları büyütmeye başlayın, öğünlere küçülterek devam edin.
AZ KALORİ İÇİN ÖNERİ YOK MU?
6 Tabağınızın yarısından fazlası sebze dolu olsun.
7 Lokantada yemek mi dediniz? Başlangıç yerseniz en az 1000 kalori alısınız. Ana yemeği, ekmeği, içeceği ve tatlıyı yemeden hem de.
8 Lokantada yemeğe gidince kendinizi otomatiğe bağlayın ve 2 kişiyseniz ana yemeği ve tatlıyı bölüşün. Yalnızsanız yiyeceğinizi mutlaka ikiye bölün, yarısını da paket yaptırın.
9 Yemek tabağı yerine ana yemek için de salata tabağı kullanın. Tepeleme doldurmayın ama...
10 Ne yediğinizi görün, hatta gün içinde yiyeceğiniz her şeyi bir araya getirip şöyle bir bakın. Aslında hiç de az değil, değil mi?
11 Önce tabağa az kalorili yiyecekleri alın, salata ve sebze ile başlayın. Sonra çorba için ve yemek yiyin. Eğer bu sırayı izlerseniz ana yemeği zaten küçültmek zorunda kalırsınız.
12 Yağlı süt dolaptan derhal çıkmalı Az yağlı hatta yağsız olanları da var marketlerde. Her gün bir bardak süt içiyorsanız eğer, sadece bu değişiklikle yılda yarım kilo verebilirsiniz. Ve sakın yarım kiloyu küçümsemeyin.
13 Meyve suyundaki kalori miktarını da hiç küçümsemeyin, günde 1 bardaktan fazla içmeyin.
14 İlla kalori alacaksanız çiğnediğiniz bir şeyden alın. Meyve suyu içmek yerine meyve yiyin.
15 Bir diyet günlüğü tutun, yediklerinizi her gün not alın. Hatta diyete başlamadan önce yediklerinizi de not alın ve karşılaştırın.
16 Diyet yaparken Çin atasözünü unutmayın: 'Midenin en fazla yüzde 80'ini doldurun'.
17 Mayonez yerine hardal kullanın.
18 Daha fazla çorba için; kremasız olacak elbette.
19 Kalorili içecekleri derhal kesin. Günde bir kutu normal kola içiyorsanız, diyet olanıyla değiştirin ve yılda 2,5 kilo verin.
20 İşe giderken öğlen yemeğinizi yanınızda götürün.
21 Yemek yerken oturun, ayakta bir şeyler atıştırmayın.
22 Meyve suyu içerken, normal su ile karıştırın.
23 Öğlen sadece ve illa sebze yiyin.
24 Evde yiyin, lokanta davetlerini geri çevirin.
25 Alkolü mümkün olduğu kadar azaltın.
26 Akşamüstü diyelim ki diyet kola içeceksiniz, bu alışkanlığı değiştirin ve domates suyu için.
DAHA ÇOK SEBZE YEMEK İÇİN
27 Sebzeleri tatlandırmak elinizde, başka sebzelerden yapacağınız soslarla yemeğinize lezzet katın.
28 Üç farklı çeşit fasulye türü ile bir salata yapın ve bunu mutlaka haftada üç gün yiyin.
29 Sebze çorbası da sebzeden sayılır unutmayın. Ayrıca sebze yemek için kasmayın kendinizi.
30 Tatlı patatesi keşfedin.
31 Ispanak hayatınıza her evrede girmeli, sandviçlere marul yerine; çorba, makarna ve salataya da tatlandırsın diye ekleyin.
32 Biraz paraya kıyın ve ayıklanmış, doğranmış sebzelerden alın. Her gün yenecek ya, rahat edersiniz.
33 Sebze sevmiyor musunuz? Dert değil, meyve de sebze kadar faydalı. Ama koyu renk olanlar daha iyidir, siyah üzüm, mango, kavun, portakal, artık Allah ne verdiyse.
34 Kalorili yemekten azıcık yiyeceğinize, kalorisiz yemekten koca bir tabak yiyebilirsiniz. İlkemiz bu.
35 İşi hızlandıralım ve iştahımızın iyice konsantre olursak kaybolacağından emin olalım.
36 Dolaptan yedi sekiz çeşit sebze çıkartın, beraberce haşlayın. Üzerine güzel ama kalorisiz bir sos ekleyin. Gün içinde 4 defa yiyin.
NE YESEM YARIYOR!
37 'Torunlarımı görmek istiyorum' diyorsanız derhal o kurabiyeden vazgeçin.
38 Ben bir gelişme sürecine girdim, diye düşünün.
39 Şişmanlamaya devam etmek, zayıflamaya karar vermekten daha zahmetli bir iştir, unutmayın.
40 Hayatınıza mümkün olduğu kadar çok aksiyon sokun. Mutlaka yürüyüş yapın. Yürüyorsanız koşun, hareket edin, kımıldayın. Yaz ayları hareket için idealdir. Bu yazı boşa harcamayın.
41 Kendinize asla şişman demeyin. Midenizi de olmadık şeylerle doldurmayın.
42 Makarna bağımlısı mısınız? Korkmayın her öğün büyük bir kase yiyebilirsiniz. Yağsız elbette!..
43 Atıştırmak için kepekli veya çavdarlı bir dilim ekmek yiyebilirsiniz. Yine yağsız elbette...
44 'Bir kibrit kutusu büyüklüğünde' gibi cümleleri asla kullanmayın.
AKŞAM ACIKANLARA VE ÜŞENGEÇLERE
45 Atıştırmak için fındık yiyebilirsiniz ama fındık da kalorilidir ve sakın bir kase dolusu yemeyin. Üç beş tane.
46 Çikolata gofret yok, meyve ve meyve var.
47 Yağsız süt, müsli ve meyve ile güne başlayın.
48 Fast food yemek zorundaysanız en küçük boy olanından ve mayonezsiz yiyin, içecek almayın ve eve gidince de sadece meyve yiyin.
49 Tam tahıllı ekmeğe yağsız peynir sürün ve yağsız süt için.
50 Haşlama sebze ve brokoli yiyeceksiniz ve sevmiyorsunuz diyelim. Üzerine abartmadan parmesan peynir dökün o halde.
51 Salata salata salata; Napolyon yaşasa böyle söylerdi mutlaka. Yağsız demeye gerek var mı?
52 Kolesterolünüz normalse haftada 7 yumurta yiyebilirsiniz. Haşlanmış yumurta ve kuşkonmazdan nefis bir akşam yemeği olur.
53 Haşlanmış sebze, üzerine parmesan ve dövülmüş fındık dökün, bayılacaksınız.
54 Yeşil salata, üzerine ton balığı, domates, yağsız peynir ve kalorisiz sos. Her gece yenir bu salata.
55 Gece yarısı atıştırmak kilo aldırmaz. Elbette ne yediğinizle alakalı bu durum.
56 Koca bir kase çorba... Acıkırsanız yine aynısından ve yine ve yine çorba.
57 Hazır sandviç yiyecekseniz, bari sebzelisinden alın.
58 Yoğurt diye bir yiyecek var, unutuyordum az kalsın. Her şeyi içine ekleyebilirsiniz.
59 Bir geceyi de sadece yoğurt yiyerek geçirin.
AH ŞU TATİLDE ALINAN KİLOLAR
60 Kendinize sakın 'ne yapalım, tatil işte' demeyin. Uğraştınız o kadar, silip süpürmeyin.
61 Yemeğe başlamadan kendinizi doyurun. Şu demek oluyor; bir elma veya tahıllı bir dilim ekmek yiyerek nereye gidecekseniz gidin.
62 Açık büfe mi var, eyvah! Biraz ondan biraz bundan derseniz yandınız. En iyisi her yere göz atmak ve dört çeşit belirlemek.
63 Yemekten hemen sonra diş fırçalayın, bu size artık yemek yok mesajı verecektir.
64 Evde yemek mi verdiniz, kalanlardan hemen kurtulun. Komşulara dağıtın, kapıcıya verin, ertesi gün işe götürün.
65 Alışverişe başlamadan, alışveriş merkezine kadar 3 kere yürüyün ya da bu imkan yoksa merkezin içinde hızlıca yürüyerek 15 dakika dolaşın.
66 Her zaman öncelik egzersizde olsun.
67 Ailecek evde toplanınca bile dans edin. Kendinize hem de dansa katılırlarsa ailenize bir faydanız olsun.
KUDURAN İŞTAH KONTROLÜ
68 Günü salata ile geçiştirin ve tüm kaloriyi tatlıya saklayın.
69 Etrafta hiç tatlı görmeden, tatlısız yaşamak mı istersiniz yoksa limitli olarak arada sırada yemeyi mi? İkincisini seçmek daha mantıklı, zaten ikinciyi seçenler daha mutlu oluyorlarmış.
70 Aileyle beraber yaşıyorsunuz ve her gece tatlı mı yeniyor? Peki, o halde kontrolü ele alın ve az kalorili tatlılar yapın. Onları meyveye alıştırın.
71 İki hafta tatlı yemeden dayanın ve bakın ne kadar inceleceksiniz.
72 Tatlı yiyecekseniz, mantıklı olun. Bir parça çikolata ya da 1 top dondurma ile yetinin.
73 Kalorisiz tatlılara alışın, şekersiz sakız çiğneyin. Yanınızda siyah üzüm, kuru kayısı bulundurun; birer avuç yiyeceksiniz ama.
KENDİMİ NASIL ZAPTEDECEĞİM?
74 Üç öğün mutlaka yenmeli. Gece acıkanlar, gündüz öğünlerini atlayanlardır çoklukla.
75 Akşam yemeğini masada, oturarak yiyin. Televizyon karşısında yemeğe veda edin.
76 Meyve çayı için, hem tok tutar hem de ağzınız meşgul olur.
77 Gece alışkanlılarınızı değiştirin. Zor ama yapacak bir şeyler bulun, kendinizi meşgul edin ama en iyisi erken yatın.
78 Duygusal bir sıkıntıdan ötürü yiyorsanız, önce derdinizi çözmeye çalışın. Belki de profesyonel bir yardıma ihtiyacınız vardır.
79 Buzdolabının üzerine 'yemekten sonra açılmaz' diye bir not koyabilirsiniz.Akşam
Rahim ağzı kanseri aşısı okullara girmeli mi?
İngiltere rahim ağzı kanseri aşılarını 12-13 yaşındaki okul çocuklarına yaparak hastalığı önlemeye çalışıyor. Uzmanlar Türkiye’de böyle bir uygulamanın hayal olduğunu belirtirken, uygulamadan önce aşının biraz daha denenmesi gerektiğini savunuyorlar.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, dünya çapında kadınlarda görülen tüm kanser türlerinin yüzde 12’sini rahim ağzı kanseri oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde bu rakam yüzde 4 civarında. Batı ülkelerinde bu kanser türüne karşı geliştirilen aşı sıklıkla kullanılıyor, Türkiye’de ise fiyatının pahalı olması ve sigorta kapsamına alınmaması gibi sorunlar yaşanıyor. Şimdi de İngiltere’de yeni bir program çerçevesinde 12-13 yaşlarındaki kız çocukları rahim ağzı kanserine karşı okullarda aşılanacak. Hedef, her yıl 300 bin kızın aşılanması... Uzmanlar, İngiltere’deki uygulamanın Türkiye için neredeyse hayal olduğunu söylüyor.
AŞI GÜVENLİ SONUÇLAR VERİYOR ANCAK PAHALI
Prof. Dr. Macit Arvas (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Jinekoloji Onkoloji Bölümü Başkanı):
Hiçbir aşı yüzde 100 güvenilir olamaz ancak HPV aşısının uygulamalarda oldukça güvenli sonuçlar verdiği söylenebilir. İngiltere’deki uygulamanın ülkemizde de gerçekleştirilmesi olumlu olacaktır, ancak en önemli engel aşının maliyeti. Maliyetinin düşürülebilmesi için üretici firma ile devlet işbirliğine girebilir ya da devlet büyük miktarda alım yaparak fiyatı düşürülebilir. HPV aşısı ile rahim ağzı kanserine karşı önlem alınabiliyorsa da bence ülke çapında bu hastalıkla mücadelenin en önemli ayağı erken tanı ve hastalık ilerlemeden önce lezyonların iyi izlenebilmesidir. Böylelikle 10 yıl, bazı durumlarda daha da öncesinde kanser riski saptanabilir, önlem alınabilir ve gerekli durumlarda tedaviye başlanabilir.
9 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARDA ŞÜPHELİ ÖLÜMLER VAR
Dr. Herman İşçi (Florence Nightingale Hastenesi):
Benim çalıştığım popülasyonda rahim ağzı kanserinin görünme sıklığı her geçen gün artıyor. 10 yıllık mesleki deneyimim var ve bu süre içinde çığ düşmesi gibi bir artış görüyorum ama bunu kendi hasta grubum için söyleyebilirim elbette. Bunun iki sebebi olabilir, birincisi virüs daha hızla yayılıyor olabilir, ikincisi de pataloglar bu işi öğrendiler ve lezyonu atlamıyorlar ve hücresel yozlaşmayı gördüklerinde bunu bize söylüyorlar. Benzer bir girişimde yarar görüyorum, fakat HPV ile ilgili son birkaç aydır erken yaşlarda yapıldığında, 9 yaş gibi yapıldığında ufak tefek bazı yan etkilerin göründüğü hatta bazı ölümlerin olduğu söylendi. Yaklaşık 13-14 şüpheli ölüm vakası var. Bunların hiçbiri HPV aşısı ile ilişkilendirilmemiş doğrudan ancak yine de mide bulandırıcı bir durum sözkonusu. Türkiye için biraz daha ortalığın sakinleşmesini beklemek gerek, en azından bir kaç yıl daha. Bu aşı biraz daha denensin ve başka firmalar belki daha başka aşılar da üretir ki bu tip çalışmalar yapılıyor. Dolayısıyla küçük yaştaki çocuklar için bir iki yıl daha beklenebilir ama 15-16 yaş için mutlaka yapılmalı.
YENİ ZELANDA’DA DA BAŞLADI
Dr. Nabi Kanıbir (MSD Türkiye Aşıdan Sorumlu Medikal Müdürü):
Aşının endikasyonu 9-26 yaş aralığındadır. Bu yaş aralığı içinde yapılan aşılamada herhangi bir olumsuzluk söz konusu değildir. Aşı Avrupa ve Amerika’da birçok regülatif kurum tarafından denetlenmiş ve negatif bir durumla karşılamamıştır. İngiltere’nin ardından Yeni Zelanda da birkaç gün önce benzer bir uygulamaya başladı.
12-13 YAŞ UYGULAMA İÇİN ERKEN
Dr. Akif Poroy (Kadın Hastalıkları Uzmanı):
İngiltere’deki girişimi olumlu buluyorum. Biz jinekologlar da aşı için uygun yaşın 12-13 olduğunu düşünüyoruz ve tavsiye ediyoruz. Ama Türk ahlak çerçevesi içinde 12 yaş erken görünüyor. Tabii aşıyı 18-20 yaşında da yaptırmak mümkün. Önemli olan cinsel beraberlikten önce yapılması. Beş sene koruyucu olduğu biliniyor. Genel önerilerde 13- 26 yaş grubuna tavsiye ediliyor. Daha ileri yaşlarda da koruyucu olduğu ifade ediliyor. Erkeklerde aşının uygulanması sözkonusu değil. Virüs kadınlarda dölyatağı ağzına yerleşiyor ve orada burada bir takım hücresel değişimlere neden oluyor. Bazı hallerde kansere neden oluyor ama her virüsün kansere neden olmadığı da biliniyor. Bunların bir de tipleri var genelde bildiğimiz HPV 16 ve 18 denilen tipleri daha çok kanser riski taşıyor.
ASIL ÖNEMLİ OLAN ERKEN TANI
Prof. Dr. Murat Tuncer (Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı):
Türkiye’de rahim ağzı kanserin ciddi boyutta bir sorun değil. Konuyla ilgili çalışmalar tarama faaliyetlerinde yoğunlaşıyor ve bu kanser türünde erken teşhisi olanaklı kılan ‘Pop Smear’ testlerinin yaygınlaştırılmasına çalışılıyor. Sözkonusu aşının maliyeti oldukça yüksek. İngiltere’deki uygulama aşının zorunlu tutulması anlamına gelmiyor. Bazı ülkelerde benzer programlar uygulansa da hiçbir ülkede aşılama zorunlu tutulmuyor. Bu yönde bir talep yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaletinde gündemde ancak bu da henüz kabul edilmiş değil. Tabii bu tartışmaların arkasında ilaç firmalarının rant hesapları yatıyor.
Şekersiz Kolalar şekersiz değilmiş!
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı, Türk-İş'e bağlı Şeker-İş Sendikası'nın yaptığı şikayet üzerine, Coca Cola ve Pepsi firmaları tarafından piyasaya sürülen ve "sıfır şeker-şekersiz maksimum tat" sloganlarıyla tanıtılan ürünün reklamlarının "tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı" nitelikte olduğuna karar verdi. Kurul, söz konusu reklamları yayından kaldırırken, iki firmaya idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.
Türk-İş'ten yapılan açıklamada, Şeker-İş Sendikası'nın, Coca Cola ve Pepsi firmaları tarafından piyasaya sürülen ve "sıfır şeker-şekersiz maksimum tat" sloganlarıyla tanıtılan ürün reklamlarının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle durdurulması ve gerekli yasal işlemlerin yapılması istemiyle 4 Nisan'da Reklam Kurulu'na şikayet başvurusunda bulunduğu hatırlatıldı. Şeker-İş'in yanı sıra Pankobirlik ve Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.'nin de bu konu ile ilgili başvuru yaptığına dikkat çekilen açıklamada, konunun Reklam Kurulu'nun 12 Ağustos'ta yapılan toplantısında ele alındığı kaydedildi. Reklam Kurulu'nun Pepsi ve Coca Cola tarafından piyasaya sürülen ürün reklamlarının tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğu hükmüne vardığı belirtilen açıklamada, "Reklam Kurulu, bu şikayetle ilgili olarak söz konusu ürünlerde hiç şeker bulunmadığı izleniminin yaratıldığı ve dolayısıyla bahsi geçen reklamların tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğuna, bu durumun yasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kurul, reklamları veren Coca-Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti hakkında ulusal düzeyde (60 bin YTL) idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları verilmesini kararlaştırdı" denildi.
-"PANCAR ŞEKERİ KÖTÜ ÜRÜNMÜŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR"-
Zero (sıfır) şeker veya şekersiz maksimum tat gibi sloganlarla piyasaya sürülen ve birden fazla kimyasal tatlandırıcı çeşidini içinde barındıran bazı ürünler ile içeriğinde şeker yerine nişasta bazlı şeker (NBŞ) kullanılan ürünler için yapılan yanıltıcı reklamlar yoluyla pancar şekerinin kötü ürünmüş gibi gösterilmeye çalışıldığı ifade edilen açıklamada, pancar şekerinin, Genetiği Değiştirilmiş Organizma'lı (GDO) nişasta bazlı tatlandırıcılar veya kimyasal tatlandırıcıların aksine insan sağlığına dost ve tamamen doğal tatlandırıcı olduğu vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
"Günümüzde, elde edilen ürün miktarının arttırılması, zararlılarla mücadele edilmesi gibi gayelerle geliştirilen ve genetik yapılarının değiştirilmesi nedeniyle GDO'lu olarak adlandırılan ürünlerin ve tamamen yapay olarak üretilen kimyasal tatlandırıcıların büyük bir bölümünün ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı bilinmekte, etkisi tam olarak bilinmeyenler konusunda ise bu doğrultudaki endişeler giderek güçlenmektedir. GDO'lu ürünlerin ve kimyasal tatlandırıcıların çevre sağlığı yanında, insan ve diğer canlıların sağlığı açısından da alerjiden kansere, alzhaimerdan deli danaya kadar pek çok risk taşıdığı ileri sürülüyor."
Kaynak: ANKA